Anlamını bilmiyordum

Anlamını bilmiyordum
Lütfettin yüreğime
Layık olmadığım halde merhametine
Anlıma dokundum, seni hissettim kalbimde
Hakkım var mıydı bütün alemlere
Utandım
Ellerimi sana açmaktan
Kırdığım bütün yüreklerden
Beni affeder misin
Ezelden bu yana işlediğim günahlarla
Rahman ve rahim olan adınla

Qays ال ecer


önce sen terk ettin beni
zaman ardından koşup gitti, daha sonra
lambasını söndürerek odamın, karanlığa boğarak aydınlığımı
ellerim yere yatmış bekliyordu bedenimi
masumdum
inanıyordum bütün yazılanlara
ama neden
kırmızı şeritle çevrilmişti etrafım
başucumda duran bu yabancı insanlar kimdi
neden fotoğrafımı çekiyorlardı
oysaki kayıp değildi ruhum
onlara anlattım saklandığımı
neden kimse duymadı beni
neden

gözlerimin içindeki ışıltıyı, kaybettim

gözlerimin içindeki ışıltıyı, kaybettim
yüreğimdeki umudu, kaybettim
avuçlarıma düşen yıldızları, kaybettim
dilimin ucunda duran nefesimi, kaybettim
boğazımda düğümlenen sözcükleri
kokum yok benim
gidecek yerim kalmadı
her şeyi en başından başlayarak yine unuttum
gitmeliyim
şimdi gitmeliyim
yolum yok

Sesimin en ücra köşesinde, oturmuş beklemekteyim


Sesimin en ücra köşesinde, oturmuş beklemekteyim
Sıranın bana gelmesini
Sabahı görmedim
Sanırım henüz gören olmamış
Söylendiği kadar var mı bilmiyorum
Sisli gecenin görünmeyen yıldızlarını
Soluğum kesilene kadar aramaktan bıkmıştım oysa
Soğuk esen rüzgarın
Saniyelere parçalanıp
Saatlerce tenimin üzerinde dolanıp
Sevgilerimi benden alıp gitmesinden bıktım
Susmaktan yoruldum
Hangi ben yorulmadıki beklemekten

Dostoyevski’nin Unutulmaz Romanı Suç ve Ceza’dan 10 Alıntı

Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!

İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız!

Namuslu olmak sizi diğer insanlardan üstün yapmaz, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır.

Başkalarının zavallılığına bakıp kendi haline şükredenlerden tiksiniyorum.

Denginiz değilim efendim, dengesizim...

- Şimdi neden hiçbir iş yapmıyorsun?
- Yapıyorum.
- Ne yapıyorsun?
- İş yapıyorum.
- Ne işi yapıyorsun?
- Düşünüyorum.


Fakat bir kadın hem zeki hem de kıskanç olursa, iki kadın haline gelir ve bu bir felakettir işte.

Bence, gerçekten büyük insanlar, dünyada büyük acılar çekmek zorundadır.

Öyle bir sınıra gelirsin ki, onu aşamazsan mutsuz olursun, aşarsan, belki o zaman daha da mutsuz olursun

Kuyuya tükürme, gün gelir içersin


Dostoyevski’nin Unutulmaz Romanı Budala’dan 10 Alıntı

Sevebileceğiniz birine öyle kolayca rastlayamazsınız.

Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir.

İnsanın önünden geçtiği bir ağacı görebildiği için mutlu olmamasına şaşırıyorum.

Öylesine mutsuzsunuz ki, hep, asıl suçlu benim, diye düşünüyorsunuz.

Doğmak elimde olsaydı herhalde bu gülünç koşullarda dünyaya gelmeyi kabul etmezdim.

Gelecek çok önemliydi ve onun bu konudaki düsturu basitti: sabrın sonu selamettir.

Bir insanın, başka bir insanın kaderi üzerindeki etkisini bilebilir misiniz?

Bir tek sizin yüzünüz gözümde canlanıyor. Bana gereklisiniz, çok gereklisiniz.

Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz.

Yanındakilerin söylediklerini duymadan dinliyor, görmeden bakıyor, neden güldüklerini merak etmeden gülüyordu.

oflu hoca trakya'da

karadenizi karadeniz insanını mahvettikleri gibi şimdi sıra geldi trakya bölgesine .
insanların sosyolojik algısını çok kötü etkiliyor böyle saçma sapan bölgesel filmler.

GEL GÖR BENİ

Anlamını bilmiyordum

RENKSİZTAGRAM

şimdiye kadar